Gelmeyen özür(ler).
Şimdiye kadar kimsenin yaptığı şey için özür dilememesi, son seferinde iyice çarptı ruhuma. Toparlanmaya zorladığım ruhumu, bile isteye riske atıp tekrar dağıtmak... Ruhumun kendi dili olsa kesin o da kırardı beni. Birilerini kırmak, gönlünü almaya çalışmamak hatta yalandan bile olsa "kusura bakma" dememek... Ne kadar da kolay, öyle değil mi? Bir insana ne yaptığını, ne hissettirdiğini fark etmek ve egona yenilmeden yanlışını kabul etmek... Böyle duyguları yaşamak için kendine izin vermek, kabullenmek, sorumluluğunu almak zayıf insanların işi değil maalesef. Ama zor yollardan edindiğim bu gücün, başkalarının da edinebildiğini düşünmek benim zayıflığım. Özür dilemek, teşekkür etmek, takdir etmek gibi eylemler anlamsızca kullanıldığında kolay olsa da yürekten söylemek çok ama çok zordur. Özellikle özür dilemek. Geçiştirmek, konuyu kapatmak, vicdan mastürbasyonu olarak kullanmak dışında gerçek işlevinde kullanıldığı zaman nasıl da huzur verir herkese! Yürekten özür dileyen, omzu...