Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gelmeyen özür(ler).

Şimdiye kadar kimsenin yaptığı şey için özür dilememesi, son seferinde iyice çarptı ruhuma. Toparlanmaya zorladığım ruhumu, bile isteye riske atıp tekrar dağıtmak... Ruhumun kendi dili olsa kesin o da kırardı beni. Birilerini kırmak, gönlünü almaya çalışmamak hatta yalandan bile olsa "kusura bakma" dememek... Ne kadar da kolay, öyle değil mi? Bir insana ne yaptığını, ne hissettirdiğini fark etmek ve egona yenilmeden yanlışını kabul etmek... Böyle duyguları yaşamak için kendine izin vermek, kabullenmek, sorumluluğunu almak zayıf insanların işi değil maalesef. Ama zor yollardan edindiğim bu gücün, başkalarının da edinebildiğini düşünmek benim zayıflığım. Özür dilemek, teşekkür etmek, takdir etmek gibi eylemler anlamsızca kullanıldığında kolay olsa da yürekten söylemek çok ama çok zordur. Özellikle özür dilemek. Geçiştirmek, konuyu kapatmak, vicdan mastürbasyonu olarak kullanmak dışında gerçek işlevinde kullanıldığı zaman nasıl da huzur verir herkese! Yürekten özür dileyen, omzu...

Karar verdim.

 Ben artık tam olarak karar verdim. Evet, 2. bir üniversite kesinlikle okuyacağım. İstediğim bölümü kazanma ihtimalim düşük ama onu kazanamazsam B planı olan bölümü illa tuttururum gibi geliyor. Tabi ikisi de kolay olmayacak farkındayım ama varımı yoğumu ortaya koymaya hazırım. Durumun ciddiyetinin farkındayım gibi hissediyorum bu sefer. Oturup çalışacağım, başaracağım başka şansım yok. C planım ise bu iki bölümden biri olmazsa yüksek lisans yapacağım yani başvuru da bulunacağım. Tabi yüksek lisansı kazanırsam nasıl reddediliyor ya da ne zaman açıklanıyor, çakışır mı, bir sorun olur mu tam emin değilim ama sorun olmaz diye düşünüyorum. Neden hepsini aynı anda yapmaya çalışıyorum çünkü kaybedecek 1 senem dahi yok, bu evde geçirecek 1 seneye daha tahammülüm yok. Gerekirse gittiğim yerde hem çalışır hem okurum ama kesinlikle gitmeliyim. Umarım A planım gerçekleşir çünkü çok istiyorum. Eskiden asla olmam dediğim bir meslekti ama şimdilerde en çok olmak istediğim şey oldu. Belki de sevm...

Katlanamıyorum.

Aileme tahammül edemiyorum artık. Ailem demek doğru olur mu bilmiyorum ama sanırım tahammülümün kalmadığı kişi annem. Güzelce iletişim kurmak istiyorum, deniyorum ama yapamıyorum. Sakin ol diyip duruyorum kendime ama beceremiyorum. Küçükken de çabuk sinirlenirdim ama hiç kötü konuşmazdım annemle sadece bağırır çağırır ağlardım. Şimdi direkt tersliyorum istemsiz, çok gıcık konuşuyorum ya da bir şeyleri fırlatıp alanı terk ediyorum. Sebebini de biliyorum aslında... Küçükken idare etmek zorunda kaldıklarımı bünye kaldırmıyor artık. 10'lu yaşlarda olgun olmaya çalışınca 20'li yaşlarda çıldırıyor maalesef insan. Çocukken hep annemi anlamaya çalıştım, neden böyle biri olduğunu neden bize böyle davrandığını anlamlandırmak istedim. Bu yüzden hep anneanneme sorular sorardım, hala da soruyorum. Hani bir söz var ya "kadın olarak annemi çok iyi anlıyorum ama kızı olarak ona çok kırgınım" gerçekten durumu bundan daha iyi anlatabilecek bir söz yok. Annemi anlıyorum ama bu benim üzü...

Silkelendim.

 Her zaman her şeye temkinli yaklaşan biri olmuşumdur. Güvenirim ama kolay kolay kendimi birilerine teslim edemem, içimi açamam. Ama son zamanda ne olduysa büyük bir salaklık yaptım ve çok ama çok kısa süredir tanıdığım(!) birine inanmayı seçtim. Hatta buna bir seçim demek kendimi kandırmak olur çünkü bildiğin beynimi kapatıp kendimi kaptırdım. Uzun süredir tanıdığım insanlara bile bu denli güvenmiyorken neden ona bu kadar hızlı güvendiğimi anlamlandıramadım. Belki de birilerine güvenmeye, ilgi göstermeye, farklı sohbetler etmeye, yeniliğe ihtiyacım vardı. Bu kısa süre boyunca ufak pürüzler -görmezden gelmemem gerekenler- dışında bir sorun yoktu. Onun için çok heveslenmiştim hatta beni heveslendiren kendisiydi. Kötü bir şey olacakmış gibi hissetmemiştim bile bu sefer. Tabi geçen gün hayatımdan bir anda çıkana kadar. Tek kelime dahi etmeden, özür bile dilemeden, nedenini söylemeden sadece ortadan kayboldu. Sanki hayatıma hiç öyle biri girmemiş her şeyi kafamda uydurmuşum gibi hisset...

Merhaba Sevgili Günlük

 Blogger'ı günlük olarak kullanan birine özenerek ben de bu hesabı açmış bulundum. Kimseyle paylaşmayacağım çünkü özelimi anlatacağım burada. Ben de günlük niyetine kullanacağım. Zaten bir günlüğüm var fakat küçüklüğümden beri açıp okurlar diye korkarak yazıyorum. Burası korkmadan yazabildiğim bir yer olsun istiyorum. Bu blogger hesapları tesadüfen keşfedilen bir şey mi bilmiyorum. Ama eğer rastgele bir şekilde günlüğüme ulaştıysan lütfen yorum yap veya bana ulaş. Çünkü bunu okuyan kişi; sen benim dertlerime anılarıma tanık olduysan ben de senin hikayeni dinlemek isterim.  Not: eskiden günlüğümün son sayfasına yazarken dinlediğim ya da durumu anlatan bir şarkıyı sonuna eklerdim. Burada da öyle yapacağım.