Gelmeyen özür(ler).
Şimdiye kadar kimsenin yaptığı şey için özür dilememesi, son seferinde iyice çarptı ruhuma. Toparlanmaya zorladığım ruhumu, bile isteye riske atıp tekrar dağıtmak... Ruhumun kendi dili olsa kesin o da kırardı beni.
Birilerini kırmak, gönlünü almaya çalışmamak hatta yalandan bile olsa "kusura bakma" dememek... Ne kadar da kolay, öyle değil mi? Bir insana ne yaptığını, ne hissettirdiğini fark etmek ve egona yenilmeden yanlışını kabul etmek... Böyle duyguları yaşamak için kendine izin vermek, kabullenmek, sorumluluğunu almak zayıf insanların işi değil maalesef. Ama zor yollardan edindiğim bu gücün, başkalarının da edinebildiğini düşünmek benim zayıflığım. Özür dilemek, teşekkür etmek, takdir etmek gibi eylemler anlamsızca kullanıldığında kolay olsa da yürekten söylemek çok ama çok zordur. Özellikle özür dilemek. Geçiştirmek, konuyu kapatmak, vicdan mastürbasyonu olarak kullanmak dışında gerçek işlevinde kullanıldığı zaman nasıl da huzur verir herkese! Yürekten özür dileyen, omzundaki yükten kurtularak güçlenip karakterine yeni bir parça eklerken; özrün gerçek olduğunu hissedip onu kabul eden kişinin ise içinde ki kelebekler uçar gider ve kalbinde tatlı bir rahatlama hisseder. Çok kez anlamsızca edilen özürlerin, dilenen afların yanında yürekten bir kere yapılanı hepsine bedeldir. Gelin görün ki, özrün gücünü bilen ve doğru kullanan biri olarak, bu şekilde özrü hayatım boyunca ikiden fazla duymamışımdır. Ne ailemden ne arkadaşlarımdan ne de eskilerden... Ama bu durum, son iki senede fazlasıyla rahatsız etmeye, kafamı meşgul etmeye başlamıştı. Eskisi gibi yazarak içimi dökmediğim için de içimde büyüyüp durdu. Bunu daha fazla sulamaya gerek yok diye düşündüm, o yüzden buradayım.
Birileri çıkıp en içten şekilde benden özür dilesin istiyorum. Hislerimi çok belli etmiyor hatta edemiyor olmam benim üzülmediğim, kafayı yemediğim anlamına gelmiyor. Sakin karşılamam, sessiz kalmam özür beklemediğim anlamına gelmiyor. Karşı tarafı anlayıp uğraşmamak beni aptal yapmıyor ama onların yanına kâr kalmasına sebep oluyor (sanırım). Ben de hak ediyorum fark edilmeyi, kırıldığımın anlaşılmasını. Bunu ben dile getirdiğim için elde etmek istemiyorum, beni üzen kişinin düşünerek bulmasını istiyorum. Ama sanırım bu asla olmayacak. Bir yanım belki de hep buruk kalacak ama bir yerden sonra o burukluğu hissetmeyi bırakacağım. Neticede orası boşluk değil, buruk; düzelecek bir şekilde ama tabii ki onu düzelten de yine kendim olacağım. Umarım en azından içlerinden biri bir gün içten bir özür diler de her şeyi kendim yapmak zorunda kalmam.
• listen before i go - billie eilish
• beanie - chezile
Yorumlar
Yorum Gönder